Opencart Kurumsal Grande Türkiye

Oyun ve İletişim

Gönderen GülenTilki 28/09/2017 0 Yorumlar Çocuk Gelişimi ve Eğitimi,

 

Oyun ve İletişim

Söz konusu aile ve çocuklar olduğunda, bambaşka bir dünyanın penceresi açılıyor. Bu iki olgu arasındaki bağ o kadar tarifsizdir ki; çocuk için aile, aile için de çocuk hayatın ta kendisi anlamına gelir. Çocuk için hayata dair ne varsa ailesiyle somutlaşır ve hayat bulur. Tam da bu yüzden çocuk ile iletişim büyük bir öneme sahiptir. Oyun da çocuğunuzun hayal dünyasının kapılarını aralamak ve onunla bağ kurmak için bulunmaz bir fırsattır. Çocuğunuzla doğru ve sağlıklı bir iletişim kurmanın anahtarlarını birlikte keşfedelim.

Çocuk için aile hayatın kendisidir

Çocuklar birçok kavram ve değeri aile içinde öğrenir. Yani anne ve baba çocuk için bir rol modeldir ve hayatındaki ilklerin sahibidir. Çocuğun bugünü ve geleceği aile içindeki iletişim ile şekillenir ve inşa edilir. Yani çocuk ile kurulan doğru bir iletişim, geleceği için bir yatırımken yanlış seyreden bir iletişim, çocuğun geleceği için yanlış seçimleri beraberinde getirir. Çocuk ile kurulan iletişim çocuğun karakter özelliklerinden ruhsal dünyasına kadar hayata dair tüm aşamalarda başrolü oynar. Kısacası; çocuk yetiştirmek geleceğin bireyini yetiştirmektir.

Dünyayı oyunla tanır Oyun çocuk için dünyayı tanıma biçimidir. Çocuğun kendi kendine deneyimleyerek öğrenmesini sağlayan, eğlenmek amacıyla ve içsel olarak güdülenen, bazen kurallan belirlenmiş ve bilinen, bazen de kendiliğinden gelişen ve mutluluk, coşku, heyecan, merak duygularını da içinde barındıran davranışlardan oluşan bir etkinliktir.

Oyun bağ kurma fırsatıdır

İyi tasarlanmış bir oyun, çocuklar üzerinde pozitif duygusal gelişim yaratır. Yeni oyun metotları keşfetmeleri ve risk almaları yönünde geliştirir.

Aslına bakarsanız, oyun çocukla iletişim kurmanın ve onların dünyasını paylaşmanın en özel ve belki de en kolay yoludur. Onların dünyasına girebilmek ve hayal güçlerinin sınırları dahilinde olabilmek için ebeveynler için bulunmaz bir fırsattır. Eğer doğru ve etkin bir iletişim kurmak ve bir bağ oluşturmak istiyorsanız çocuğunuza zaman ayırın ve

oyunlar oynayın. Yapacağınız ortak uğraşlar ve oyunlar ilerideki iletişim içinde birer basamaktır. Tam da bu sebeple oyun oynamayı oyalanmak için boş bir uğraşmış gibi görmektense bir yol olarak benimseyin.

Oyun da bir okuldur Oyun bir nevi okuldur. Oyun oynamak çocuklar için sosyal, fiziksel ve kavramsal gelişim konusundaki en iyi eğitim programıdır. Malzemeleri kullanarak, diğer çocuklarla iletişime geçerek çevrelerini kontrol etmeyi, rekabet ve eğlence duygusunu öğrenirler. Yapılan araştırmalar beyin fonksiyonları ile öğrenme arasındaki bütünleşmenin çocuk gelişimi açısından çok önemli olduğunu ortaya koyuyor. Duygusal gelişiminden sosyal gelişimine kadar tüm aşamalarda katkıda bulunur. Çocuklar oyun sırasında hayal dünyalarının tüm sınırlarını kaldırır. En önemlisi de başrol çocuklardır. Yani yaptıklarının ve ürettiklerinin bir sınırı yoktur. Kalıplardan sıyrılır ve tabulaşmış klişelerden uzaklaşırlar. Yaratıcılık üzerinde ciddi etkileri olan oyunlar ilham verici birer araca dönüşebilirler.

İyi tasarlanmış bir oyun, çocuklar üzerinde pozitif duygusal gelişim yaratır. Yeni oyun metotları keşfetmeleri ve risk almaları yönünde geliştirir. Ebeveyn olarak bir güvenlik problemi dışında direkt müdahale etmek yerine gözlemleyerek ve denetleyerek çocuklarınızın duygusal gelişimine yardımcı olabilirsiniz.

Oyunlar, gelişimine katkı sağlamalı

Çocuklar, fiziksel, duygusal, sosyal, entelektüel gelişimine katkıda bulunan oyunlar oynamalıdır. Bilişsel gelişimleri için; alıştırmalı, sembolik veya kurallı oyunlar tercih edilebilir. Kendilerini tanımaları için ‘ben’ oyunları oynanabilir. Bunun için “bu kim?” oyunu çok tercih edilen bir oyun türüdür. Çocukların birlikte oynadıkları oyunlara küme oyunları denir. Bu oyunlar yoluyla hem rekabet hem de takım olma,birlik olma duygusu pekişir. Tüm bunların dışında çocuğunuzun açık havada oynayacağı oyunlar da vardır. Tıpkı, çocukluğumuzdaki gibi... Koşmak, ip atlamak, saklambaç oynamak, atlamak, zıplamak kısaca içlerinden nasıl geliyorsa öyle davranmak...

Çocuğunuzu olduğu gibi kabul etmelisiniz Bilinçli bir ebeveyn olarak size düşen görev çocuğunuzu olduğu gibi kabul etmek ve onu birey olarak görmektir. Öncelikle karşınızda bir birey olduğunu ve düşünceleri olduğunu bilmelisiniz. Onu dinlemeli ve düşüncelerine saygı göstermelisiniz. Söylediği hiçbir şeyi küçümseyici bir tavırla karşılamamak ve sert tepkiler vermemelisiniz. Eğer çocuğunuz onun düşüncelerine saygı göstermediğinizi düşünür bir de üzerine azar işitirse sizinle iletişimini tamamen kesebilir. Bu durumun önüne geçmek bu ipuçlarını değerlendirebilirsiniz;

  • Dikkatli dinleyin ve göz teması kurun. Ona bir birey olduğunu hissettirin.
  • Sorunlarım çözmek için kendisinin çaba göstermesine izin verin. Zorlandığı durumlarda çözüm sunmak yerine ona yol gösterin.
  • Tutarlı davranın. Yani aldığınız her karan ve söylediklerinizi sürekli biçimde uygulamaya devam edin.
  • Çocuğunuzun yaşına uygun sorumluluklar verin. Yerine getirdiği sorumluluklar karşısında teşekkür etmeyi ihmal etmeyin.
  • Onunla özel anlar paylaşın. Zaman ayırın ve ortak aktiviteler yaratın.
  • Sabırlı olun!

En önemlisi sevdiğinizi dile getirmekten çekinmeyin. Unutmayın, sevgiyle beslenen çocuklar yaşama ve insanlara karşı daha güçlü olur!

Bilinçli bir ebeveyn olarak size düşen görev çocuğunuzu olduğu gibi kabul etmek ve onu birey olarak görmektir. Öncelikle karşınızda bir birey olduğunu ve düşünceleri olduğunu bilmelisiniz.

Etkili İletişimin yolu anlamaktan geçiyor

Çocuklar hangi yaşta olursa olsun etkili bir iletişimin yolu onların duygularını anlamaktan geçer. Bunun dışında iletişim evrelerini yaş gruplarına ayırdığımızda farklı yol haritaları önümüze çıkıyor.

Bebeklik dönemi (0-3 yaş arası)

Bebeklerle iletişim anahtarı dokunmaktır. Dokunmak, hissetmektir. Fiziksel temaslar bu ilişkide hayati öneme sahiptir. Annenin kokusu, vücut ısısı, dokunma biçimi çocuğu adeta şekillendirir.

Bu duygulardan yoksun çocukların ileride çeşitli ruhsal sorunlar yaşaması daha ihtimal dahilindedir. Özellikle 0-3 yaş arası anne-bebek ilişkisi, çocuğun ruhsal hayatının ve özgüven duygusunun temelini oluşturur. Bu yüzden özellikle bu dönemde kurulacak iletişim fazlasıyla önem arz ediyor.

Çocukluk dönemi (3-13 yaş arası)

Çocukluk dönemi de kendi içinde farklı yaş gruplarına ayrılıyor ve her yaş grubu da farklı anahtar kelimeler taşıyor.

3-6 yaş arası

Bu dönemin anahtar kelimesi ise sabırdır. Bu dönemde çocuklar; inatlaşma, vurma ve kötü söz söyleme davranışlarında bulunabilirler. Bu durum karşısında ‘sen’ dili yerine ‘ben’ dili kullanmalı ve suçlama yapmaktan uzak durmalısınız. Yani yaptığı bir yaramazlık karşısında, “Çok yaramazsın, böyle davranmam istemediğimi söylemiştim.” Yerine “Kızgın olduğunu farkındayım, bunu başka yolarla göstermeye ne dersin?” gibi yapıcı bir dil kullanın. Bu durum çocuğunuzun savunmaya geçmesini engelleyecek ve kontrolü size geçirecektir.

7-10 yaş arası

Bu dönem çocuğun hayatındaki ilklerin dönemidir. İlkokula başlar ve ilk ciddi arkadaşlık ilişkilerini kurar. Bu dönem ilklerin dönemi olduğu için çocuğunuzla ekstra bir iletişim içinde olmalı ve zaman ayırmalısınız. Örneğin; okulda yaşadığı veya tanık olduğu bir olay karşısındaki duygularını açıklamasını isteyin. Saldırgan bir dil kullanmak yerine açık ve net ifadelerle düşüncelerinizi belirtin. Başarılarını ödüllendirin ve doğru davranışlarım takdir edin.

11-13 yaş arası

Ergenliğin adım adım geldiği ve çocuğunuz büyük değişimler gösterdiği dönemdir. Çocuğunuzda kızgınlık, bıkkınlık, hareketsizlik, mutsuzluk ve sessizlik gibi ergenliğe dair psikolojik reaksiyonlarla karşılaşmaya başlayabilirsiniz. Zor bir süreç olduğunu ancak atlatacağınızı unutmayın. Bu dönemin de anahtar kelimesi sabırdır. Sabırlı olmalı ve değişim içindeki çocuğunuzu eleştirmek yerine olduğu gibi kabul etmelisiniz. Yanı yıkıcı olmak yerine yapıcı olmalısınız.

Aile içi iletişim çocuğu güçlendirir

Aile içinde yürütülen sağlıklı bir iletişim, çocuğun psikolojik gelişimi için hayati önem taşır. Çocuğun hayatındaki ilklerin sahibi anne ve baba olduğundan yanlış giden her şey çocuğun bilinçaltında kodlanabilir ve kötü sonuçlar doğurabilir. Doğru yürütülen sağlıklı bir iletişim çocuğu hayata karşı daha güçlü kılar. Sevgi ve saygı dilinin hakim olduğu bir iletişim ağı çocuğun hem daha özgüvenli olmasını hem de başarı oranının yüksek olmasını sağlar.

Yorum Yap