Opencart Kurumsal Grande Türkiye

Montessori ve Çocuk - 1.Bölüm

Gönderen GülenTilki 09/10/2017 0 Yorumlar Montessori Eğitimi,

Montessori ve Çocuk 1.Bölüm

 

Çocuk eğitiminde çocuğa bakış açısı belirleyici bir rol oynamaktadır. Çocuk nasıl kabul edilirse eğitimi için izlene­cek yol da ona göre şekillenir. Bu durumda "çocuk kimdir" sorusunun cevabı önem arz etmektedir. Bu sorunun cevabı öncelikle çocuğu nasıl gördüğümüzü ortaya koyar. Çocuk hakkındaki görüşümüz açık bir biçimde otaya çıkarsa onun için düzenlenecek etkinlikleri belirlemek büyük ölçüde ko­laylaşır. Bu bölümde, Montessori yaklaşımının çocuğu ta­nımlama biçimini anlamaya çalışacağız.

  1. Montessori Yaklaşımına Göre Çocuğun Gelişim Dönemleri

Montessori'ye göre, çocuğun çevresini yoğun bir biçim­de içselleştirmesi yaklaşık yedi yaşına kadar devam etmek­tedir. Bu nedenle okulöncesi eğitim döneminde duyu organ­larına dayalı temel bilgilerin çocuk tarafından kazanılması ve okulöncesi eğitim sınıflarının çocukların gelişim özellikle­ri dikkate alınarak düzenlenmesi gerekmektedir.

Montessori çocuğun gelişimi ile ilgili olarak beş ana dö­nem belirlemiştir. Bu dönemlerden "3-7 yaş arası en hızlı bü­yüme ve duyusal faaliyetlerin en etkili olduğu bir dönemdir."

Montessori tarafından belirlenen gelişim dönemleri Tablo l'de özetlenmiştir.

Tablo 1: Montessori'ye göre çocuğun gelişim dönemleri

Dönemler

Özellikleri

0-3 yaş

Çocuk içgüdüsel büyüme ve “içselleştirme" yoluyla kendisini inşa eder.

3-6 yaş

Çocuk kademeli olarak bilinçsiz bilgiden bilinçli bil­giye geçer

6 yaşına doğ­ru

Çocuk itaat ve gerçeklik ilkesini kazanır. Hayal etme ve yaratma gayretlerini bu ilke üzerine bina eder.

6-9 yaş

Çocuk sanatsal ve akademik yeteneklerde beceriler kazanabilir. Bu beceri kendi kültürünü geliştirmesini sağlar.

9-12 yaş

Çocuk evrenle ilgili bilgiyi almaya hazırdır. Çocuk bu dönemde entelektüel merakını tatmin edecek ça­bala* içerisine girer. Bu dönem ömür boyu sürer.

Tablo l'de görüldüğü gibi, 0-3 yaşında içgüdüsel (bi­linçsiz) büyüme, 3-6 yaş arasında bilinçli bilgiye geçer ve bu dönemin sonuna doğru itaat ve gerçeklik ilkesinin farkına varır. 6-9 yaş arasında belli alanlarda beceriler geliştirme ye­terliliğine erişen çocuk, 9-12 yaşları arasını kapsayan gelişim evresinde artık kendisini çevreleyen evrenle ilgili bilgiyi al­maya hazırdır.

Çocuk, gelişimi evrelerim zengin ortamlarda bilinçli bir biçimde geçirebilmelidir. Bu durumda yetişkinin temel gö­revi çocuğa bu imkânı sağlamaktır. Çocuğun bu evrede du­yu organlarını geliştirebileceği ortamlara ve imkânlara çok fazla ihtiyacı bulunmaktadır. Yetişkin çocuğu dikkatlice göz­leyerek bu ihtiyaçları kolayca belirleyebilir. Daha doğrusu çocuk ihtiyacını haber verecek davranışları gösterir. Yeter ki, yetişkin bu davranışları doğru okuyabilsin. Bunun için ye­tişkinin duyu organlarının öğrenmedeki rolü konusunda bilgi sahibi olması kaçınılmazdır.

  1. Montessori'ye Göre Çocuk

Montessori yaklaşımının çocuğa bakışı şöyle özetlenebi­lir:

  1. Çocuk asla aylak değildir: Çocuk zihni tıpkı "küt küt atan kalp gibi" kendiliğinden zorlanmadan ve yorulmadan işler. Çocuk, yaşamının ilk üç yılında gündelik hayatın deği­şik zorluklarını tek başına göğüsler. Bu dönemde, büyükle­rin neden olduğu acılar, yanlışlıklar, kabalıklar gibi bir yığın olumsuz yaşantıyla karşılaşır. Ancak o bunların üstesinden gelmeyi başarır. Dağıtılmış bu yap-bozda, iki farklı dünya - kendisi ve diğeri, gerçek ve hayal, sebep ve sonuç, önce ve sonra, vb - inşa etmek üzere "çalışmaya" koyulur. Büyük bir hevesle dil öğrenmeye, yürümeye, dikkatini çeken ve bü­yümesine yardım eden her şeyi yapmaya girişir. Bu haliyle artık o "Bir bilgindir, yetişmekte olan bir kâşiftir".
  2. Çocuk minyatür bir yetişkin değildir: Çocuk, yetiş­kinden çok farklı bir tasarımdır. Bir yetişkinde olduğu gibi, onun çalışmasının temelinde bir dış motivasyon veya doğ­rudan bir amaç bulunmaz. Çocuk, bir çocuk gibi çalışır. Tek­rarlı olarak bıkmadan usanmadan çalışır. Gelişim yasalarına, iç dürtülere uyarak ve sürekli şimdide olgunlaşmak için ace­le eder. Yetişkin bu ritme saygı göstermelidir. Herhangi bir çalışmaya "dalmış" çocuğa müdahale etmemelidir: "Yararı olmayan her yardım gelişimi engeller."
  1. Çocuk doğal kapasitelerle donanmıştır: Çocuk, yavaş ilerleyen büyüme ve dönüşüm aşamalarını doğrudan yaşa­mak suretiyle sürekli gelişme halinde bulunur. Belirtilen sü­reçte "duyarlı" dönemler vardır. Bu dönemler, öğrenmeler açısından kritik dönemler olarak kabul edilirler. Örneğin, çocuk, "dile duyarlılık döneminde" bilinçli bir gayret göster­meden işittiği her şeyi hafızasına kaydeder. "Düzene duyarlı­lık döneminde (2-3 yaşları)" istikrara ihtiyaç duyar, bu aşama­da kendisini inşaya başlar. "Duyu organlarının hassaslaşması döneminde (3,5-4 yaşları)", duyu organları onu rahat bırak­maz, onu okuma, yazma ve metrik sistemi öğrenmeye teşvik eder.
  2. Çocuğun öğrenmesi duyusaldır. Çocuğun zihni asla tek başına çalışmaz, sinir ve kas sistemleriyle ilişki halinde çalışır. Üç yaşına kadar, kendisine getirilen nesneler hakkın­da bilgi edinmek için duyu organlarını etkin bir biçimde kul­lanır. Nesnenin özelliğine göre onu sıkar, karıştırır, sallar, dinler, ağzına götürür veya ona bakar. "Bu şekilde kendi be­densel zihnini üretir", bunu zihni ile yapmaz, duyularıyla ya­par. Bu nedenle, "Montessori Çocuk Evlerinde" çocuğun boyuna uygun alanlar ve mobilyalar bulunmaktadır. Ortam çocuğu hareket etmeye teşvik eder, duyuları uyarır. Mutfak köşesi, doğa köşesi, okuma veya yoğunlaşma salonu, küçük hayvanlar, bir dolu eğitsel materyal (ipler, yap-bozlar, harf­ler, geometrik şekiller) ve renkler çocuğu teşvik edecek şe­kilde düzenlenir.
  3. "Kendi başıma yapmama yardım et": Aşırı korumacı veya çok otoriter bir eğitim çocuğun yaratıcı enerjisine aykı­rıdır. Şiddet, psikolojik rahatsızlıklar, öfke ve kapris gibi her sapmanın arkasında, her zaman belli bir zaman diliminde ve belli bir ortamda büyümesi "engellenmiş" bir çocuk vardır. Bu nedenle, eğitim kadrosu "özgürlük ve seçme ihtiyacına" ce­vap verebilecek ve hayat enerjisini "kuvvete başvurmadan", "tatlılıkla" yönlendirebilecek yeterlikte özenle yetiştirilmeli­dir. Eğitimcinin asli görevi çocuğu motive etmek ve onu uy­gun bir öğrenme ortamına yerleştirmektir. Çocuğa yapılacak her müdahale ölçülü olmalıdır. Çocuk yetişkinden, açıktan olmasa da, üstü kapalı olarak "Kendi başıma yapmama yardım et" talebinde bulunmaktadır.

Montessori, yaptığı gözlemler sonucunda çocuklarla ye­tişkinler arasında birçok açıdan zıtlık olduğunu tespit etmiş­tir. Evrensel bir özelliğe sahip olan bu zıtlık çocuk aleyhine sürüp gitmektedir. Bu zıtlık, insanlığın gelecekteki durumu­nun ipuçlarını da içinde barındırmaktadır. Çocuk-yetişkin zıtlığına neden olan unsurlar ne kadar azaltabilirse, insan­lığın geleceğinin o oranda olumlu olabileceğini söylemek fazla abartılı sayılmaz.

Montessori ve Çocuk yazımızın 2.Bölülünde Çocuk-yetişkin zıtlığı, Çocuk ve Eğitimi gibi konularda bilgi bulabilirsiniz.

Yorum Yap


Warning: fwrite(): supplied resource is not a valid stream resource in /home/gulentilki/public_html/system/library/log.php on line 10

Warning: fwrite(): supplied resource is not a valid stream resource in /home/gulentilki/public_html/system/library/log.php on line 10